İktibas Dergisi Web Sayfasına Hoşgeldiniz

Kendin Ol ki Yer Kaplama

Kullanıcı DeÄŸerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

İnsanı diÄŸer varlıklardan farklı ve üstün kılan ÅŸey hayatını ÅŸekillendirmesi için verilen akla ve iradeye sahibi olmasıdır. Akıl ve iradeye sahip olmasından dolayı sorumlu bir varlık olmasıdır insanı farklı kılan.

Descartes “DüÅŸünüyorum öyleyse varım” diyerek düÅŸünmeyi varlığının ispatı olarak öne sürerken, yüce Allah daha da ağır bir ifadeyle, insanı insan yapan tek ÅŸeyin düÅŸünme/akletme eylemi olduÄŸunu ve düÅŸünmeyen insanın insanlıktan çıkarak hayvandan da aÅŸağı konuma düÅŸtüÄŸünü Kuran-ı Kerim'de bildiriyor. (Furkan/44)
Onun içindir ki insanı etki altına almak isteyenler faliyetlerini bu mekanizma (düÅŸünme/akıl) üzerinde yoÄŸunlaÅŸtırarak çalışırlar.
İnsanın aklı üzerinde etki kurmaya çalışılırken, karşı tarafın ikna olması için elde bulunan bütün imkânlar seferber edilir. Her düÅŸünce sahibinin yapması gereken ÅŸeydir bu. Yapmadığı takdirde, insanlar nezdinde fikr’i neÅŸvünema bulamaz. Dolaysıyla her düÅŸünce, kendisini insanlara arz etmek zorundadır. Aynı zamanda her düÅŸüncenin kendisinden neÅŸet eden arz etme metodu da vardır/olmalıdır.
DüÅŸünce, söylem, eylem ve duygu ahenkli olduÄŸu takdirde insanlarda makes bulur. Amaç insanı etkileyerek görev yüklemek olduÄŸundan, insanın düÅŸünce sahipleri tarafından doÄŸru tanınmasını beraberinde getirmektedir. Her düÅŸüncenin bir insan tanımlaması var ve o tanımlama üzerinden etki kurmaya çalışır.
ÖrneÄŸin Yahudi ve hıristiyan düÅŸüncesinde insan daha doÄŸuÅŸtan günahkardır.
Eski Hind kültüründe insan bütün canlılara geçmiÅŸtir. Homo sapiens düÅŸüncesinde insan düÅŸünme özelliÄŸi ile hayvandan ayrılmaktadır. Homo faber düÅŸüncesinde insan hayvandan pek farkı olmayan, yaptığı ÅŸeyi düÅŸünmeden, içgüdüsel olarak yapan hayvan gibidir.
Ateizmde insan, tarihin kendisinde anlam bulduÄŸu yegâne varlıktır. Demokratik düÅŸüncede insan doÄŸuÅŸtan temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
İslam düÅŸüncesinde ise insanın ne olduÄŸunu aklımızla deÄŸil yaradanın bizzat kendisinden tanıyoruz. O'nun deyimiyle insan, kendisi olursa 'yeryüzünün halifesi', kendinden uzaklaşırsa 'dünyada yer kaplayan ne idüÄŸü belirsiz bir varlık' olarak çıkmakta karşımıza. Dolayısıyla insanın ne olduÄŸunu Allah ile arasında olan mesafeyle insanın kendisi belirliyor. Yani deÄŸiÅŸkendir.
İnsan üzerinde tasarruf kurmak isteyenler bu tariflerden yola çıkarak iÅŸe baÅŸlıyorlar.
İnsanda fıtratı gereÄŸi düÅŸüncesinin kabul görmesi ve beraber yaÅŸama istemi vardır. Bu yüzden her düÅŸünce tezgâhını kurmuÅŸ, insanı kendisine çağırmakta. Bunun garipsenecek bir yanı yoktur, bu gayet normal olandır, olması gerekendir. Burada anormel olan davet biçimidir. İnsan kaynaklı düÅŸüncelerin tamamının davet özelliÄŸi, yönlendirme, kanalize etme ÅŸeklindedir. İnsana “biz bunu sana teklif ediyoruz, ne dersin/dü­ÅŸü­nü­yor­sun, senin bu konuda düÅŸüncen nedir veya bu konu üzerinde düÅŸünür müsün?” gibi, insan fıtratına uygun bir çaÄŸrı biçimi deÄŸil. ÇaÄŸrı, maskelenmiÅŸ yüzlerle yapılmaktadır ve bundan dolayı gayri insanidir.
İslam tarihinde otorite olmuÅŸ ÅŸahsiyyetlerden biri olan büyük imam Ebu Hanife'nin “Hüccetimi bilmeden hiç kimse benim ictihadımla amel etmesin” sözünü burada zikretmek istiyorum.
ÇaÄŸrı, insanoÄŸluna sen ne düÅŸünüyorsun, senin aklın ne diyor ÅŸeklinde bir teklif mi olmalı? Yoksa biz onu kazanalım da yönlendirelim, nasıl olursa olsun mu olmalı? Veya biz sizin yerinize düÅŸündük ve karar verdik, sen de böyle düÅŸünmelisin mi olmalı?
Burada öncelenmesi gereken nedir? İnsan kazanmak mı yoksa ilkesel duruÅŸ mu?
Maskesiz sunulan bir teklife kiÅŸinin vereceÄŸi karar kendi tercihi olduÄŸundan, reddetse de, kabullense de bilinçli, köklü ve deÄŸerli bir tercihtir. Sonuçları da kendine aittir. (Ahzap/72)
Dün olduÄŸu gibi, günümüzde insan kasıtlı olarak o kadar karmaşık fikir bombardımanına tutulmaktadır ki; neyin doÄŸru neyin yanlış, neyin ak neyin kara olduÄŸunu saptayabilmesi öyle kolay olmuyor, gri (ÅŸirk) tonaj öylesine ağırlıkta ki. Olayları takip ve idrak etmede sorunlar yaÅŸanıyor. Tabi hiç kimse de zehrini kirli paslı kapta sunmuyor. DoÄŸru diye sarıldığı ÅŸeyin, kendisine dolanmış canına kast eden yılan olduÄŸunun zaman geliyor, farkında bile olamıyor.
Bozuk bir ahiret duygusu taşıyan düÅŸünce sahiplerinin, insanları kendilerine boyun eÄŸdirmek için gayri ahlaki yollara; yalan, hile, desise, iki yüzlülük, tarafgirlik ve her türlü yanıltıcı ve aldatıcı, ayartıcı entrikalara ve manipülasyona baÅŸvurduÄŸunu görüyoruz ve ÅŸahit oluyoruz. Tamam, herÅŸeyi aklımızla çözemiyoruz, ama aklın nerede yetersiz kaldığını en azından bilme gücümüz vardır.
Birçok müslümanın da beÅŸeri düÅŸüncelerden etkilenerek aynı hatalara düÅŸüp benliklerinden uzaklaÅŸarak, kendilerine yabancılaÅŸtıklarını görmekteyiz ne yazık ki. Gayri ahlaki davranışları insan kaynaklı (beÅŸer) idolojiler kendilerine yakıştırabilirler. “Ben müslümanım” diyen hiç kimsenin böylesi bir düÅŸük ahlakı sergileme hakkı yoktur. Bu hakkı kendisinde görenler, bunun hesabını elbette verirler.
DüÅŸünceleri ve oluÅŸumları bu hatalı çaÄŸrıya iten birçok nedenlerin başında çokluk duygusu, taraftar kazanma, kamuoyu oluÅŸturma, yetkinsizlik, öncelemesi gereken ÅŸeyin (fikrin) ne olduÄŸunu bilmeme, fikre yeteri kadar güvenmeme... gelmektedir.
Her insan tek başına farklı bir ayettir, farklı kabiliyetlerde bir ÅŸahsiyettir. Benlik insanın iç ve dış dünyayla olan iliÅŸkilerini düzenler. KiÅŸiliÄŸini tamamlayamamış, kendisi olamamış, Allah’ın kendisine verdiÄŸi deÄŸerin farkında olamayan kimse baÅŸkalarına özenir. Hayranını aynen taklit eder ve onun kopyası/gölgesi olur. Åžahsiyetini yitirir.
KiÅŸiliÄŸini tamamlamış, kendisine karşı özgüveni oluÅŸan insan uygulamada rahat hareket etmek için örnek alacağı kiÅŸiyi taklit etmek yerine ondan yararlanır. Karar verirken tereddüt etmez, zorlanmaz, vakit kaybetmez, kendinden emindir.
İnsanın kendisi olması demek çapını, boyunu, haddini, sorumluluÄŸunu bilmesi demektir (Tarık/5-6-7, Mü’minun/12-16). Yaptıkları­nı/yap­ma­dıklarını kendisi isteyerek, bilinçli bir ÅŸekilde yapan/yapmayandır (Kendi kaderini kendisi belirleyendir). İradeyi kontrol altında tutabilmektir insanın kendisi olması.
BaÅŸkalarının aklından istifade eder, danışır, vereceÄŸi kararda etraflıca düÅŸünür, araÅŸtırır, fikrinin doÄŸruluÄŸunu test eder, kendini saÄŸlamlaÅŸtırır 'kendisi olan' insan.
Varolmanın kıymetini bilip, kendimiz olup, kendimizde olan güzelliklerin farkına varmalıyız.
Taşıdığımız fikirler kendi fikirlerimiz, duygular kendi duygularımız, fikri dillendirirken kullandığımız dil (kavram) kendi dilimiz olmadığı sürece etkin ve yetkin olmamız mümkün müdür?...


Makaleyi PaylaÅŸ

Yorumlar
Ara
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 

ÜYE İSTATİSTİĞİ

Bütün Üyeler : 92
En Son Üye : aykut akça
Online Üyeler : 0
Bugün : 0 Üye
Bu Hafta : 0 Üye
Bu Ay : 0 Üye

EN SEVİLENLER

Son Yorumlananlar